SÂLİH

DAİMON

Aktif Üye
14 Nis 2020
176
629
93
Dine ve dünyaya yönelik faydalı işlerle bu işleri yapan kimseler için kullanılan bir kavram.
Salâh (sulûh) kökünden türeyen sâlih kelimesi “faydalı, iyi, doğru ve güzel olan, işe yarar, her türlü bozukluk ve yanlışlıktan arınmış; barışçı, uyumlu” gibi mânalara gelir.

Aynı kökten gelen sulh “nefret ve düşmanlığa son verme”,
ıslâh “düzeltme, daha iyi ve faydalı hale getirme; insanlar arasındaki çatışmayı ortadan kaldırma”,
muslih “bozukluğu düzeltip iyileştiren, barıştan yana olan” mânalarında kullanılmaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm’de sâlih kavramı iki anlamda kullanılmış.
İlki “iyi, hayırlı iş ve davranış”,
diğeri “dinî ve ahlâkî bakımdan iyi davranışlara sahip kişi” dir.

Salihlerin nitelikleri “Allah’a ve âhiret gününe iman, iyiliği emredip kötülüğe karşı çıkma ve hayırlarda yarışma” diye sıralanmıştır.
Dünyada Allah’a ve O’nun peygamberine itaat edenlerin Allah’ın kendilerine bir lutfu olarak âhirette beraber olacakları “güzel arkadaş”lar arasında nebîler, sıddîklar ve şehidlerle birlikte sâlihler de anılmıştır (en-Nisâ 4/69).
Fahreddin er-Râzî bu âyeti açıklarken itikadı doğru, Allah’ın emirlerine itaat eden ve günahlardan korunan her insanın sâlih olduğunu belirtir.

Sâlih erkeklerin sâliha kadınlarla evlendirilmesinin tavsiye edildiği hadis (Müsned, IV, 14) sâlih kavramının ailede sevgi ve saygının hâkim olmasına, huzur ve mutluluğun sağlanmasına katkıda bulunan ahlâkî erdemleri kapsadığına işaret eder.

Bir hadiste kişinin dünya mutluluğunun en önemli unsurları sâliha (uyumlu, iyi) bir eş, sâlih (ferah) bir ev ve sâlih (iyi) binek şeklinde sıralanmış (Müsned, I, 168),

Diğer bir hadiste ise bütün dünya nimetlerinin en değerlisinin sâliha bir eş olduğu bildirilmiştir (Müsned, II, 168; Müslim, “Raḍâʿ”, 64; İbn Mâce, “Nikâḥ”,5).

Hz. Peygamber, insanın ölümünden sonra amel defterine sevap yazılmasını devam ettirecek üç iyiliği;
1. sürekli hayır (sadaka-i câriye),
2. insanlara yararı dokunan ilim,
3. ölenin arkasından iyilik yapacak ve hayır duada bulunacak sâlih evlât
şeklinde belirtmiştir (Müsned, II, 372; Müslim, “Vaṣiyyet”, 14; Ebû Dâvûd, “Veṣâyâ”, 14).

Özellikle tasavvuf düşüncesinde çok önem verilen bir kutsî hadiste, “Ben sâlih kullarıma gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hiçbir insanın aklına gelmeyecek nimetler hazırladım” buyurulmuştur (Müsned, II, 313; Buhârî, “Tevḥîd”, 35; Müslim, “Cennet”, 2-5).

Sâlih kavramının geçtiği bütün âyet ve hadisler birlikte değerlendirildiğinde, bu kavramın hem bireylerin hem toplumların din ve dünyaları için hayırlı ve faydalı olan, ahlâkî ve meslekî ölçülere uygun mükemmellikte yapılan bütün işleri kapsadığını; yine bu işleri hakkını vererek liyakatle yapan, böylece hem dünyada hem âhirette başarılı ve mutlu olmayı hak eden insanı ifade eder.

Kur’ân-ı Kerîm’de başta peygamberler olmak üzere inancı, tutum ve davranışlarıyla mükemmel bir insanlık örneği sergileyenler sâlihler arasında zikredilmiştir.

Sâlih, sâliha ve sâlihât kelimeleri iyi, doğru, din ve dünya hayatı için faydalı işleri ifade etmek üzere dinî ve ahlâkî kaynaklarda çokça kullanılmıştır.

_Alıntı_