Kitaplardan Alıntılar

Anaksarate

Büyücü
24 Ocak 2020
1,346
5,443
113
İstanbul
Çünkü Oğuz Atay'ı da okudum. Seni de tanıdım...

Diyebilirsin ki bir insanı fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim... Seni az tanıyorum... Az...
Sen de fark ettin mi? Az dediğin küçük bir kelime.

Sadece A ve Z. Sadece 2 harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri Başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi.

Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum demek, seni kendimden çok biliyorum demektir. Bilmesem de öğrenmek için her şeyi yaparım demektir. Belki de az her şey demektir. Ve Belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir.

- Az.
 

Starss

Psişik Üye
3 Nis 2020
391
1,734
93
Ve insan, karşısına çıkan her engeli aşmış, her düşmanı yenmiş. Yalnız bir tanesinin üstesinden gelememiş. Evet, yalnız kendisini yenememiş. Insanlik nasıl da nefret ediyor kendi kendinden.
Bitmeyen Kavga / John Steinbeck
 

Anaksarate

Büyücü
24 Ocak 2020
1,346
5,443
113
İstanbul
Sona erdi Zerdüşt'ün önsöz denilen ilk konuşması, çünkü o sırada kalabalığın bağırışları ve neşesi onu engelledi.

'' Bize o, son insanı ver ey Zerdüşt '' diye bağırdılar. '' Bizi o, son insana dönüştür ! Bizde sana üstün insanı hediye edelim ! ''

Zerdüşt üzüntüye boğuldu ve yüreğine şunları söyledi :

Beni anlamıyorlar. Dudaklarım onların kulaklarına hitap etmiyor. Şimdi bana bakıp gülüyorlar ve gülerken benden nefret ediyorlar. Gülüşlerinde buz gibi bir soğukluk var.

* Böyle buyurdu Zerdüşt.
 

Anaksarate

Büyücü
24 Ocak 2020
1,346
5,443
113
İstanbul
Kötülük yok olmuyor, sadece gidiyor.

O halde insanın ; kötülüklerden, harici alemin cazibesinden, kibirden, egolardan ve hırslardan tümüyle arınmış olması mümkün değil mi?

Düalite her zaman için geçerlidir. Siyah ve beyaz, dişi ve erkek, aydınlık ve karanlık, aktif ve pasif… bir araya geldiklerinde ancak “Bütün” olabiliyor.
 
20 Nis 2020
172
862
93
Ankara
Ufacık bir sevgi pırıltısı bile insanı mutlu etmek için yeterliydi ve bu sevginin 28 gramı çalınıp gittiğinde arkasında kalan boşluk asla doldurulamıyor, o yalnızlık ve çaresizlik hissi asla dinmiyor, insanın ruhunda açılan bu delik sonsuza dek hep boş kalıyordu.
-6.His Melisa Foster (okumanızı tavsiye ederim)
 

Elysion

Psişik Üye
3 Nis 2020
395
1,729
93
“İnsanlar...” dedim fısıldayarak. “Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı...”
Kinyas ve Kayra, Hakan Günday
 

yektasif

Aktif Üye
22 Nis 2020
112
486
63
İzmir
... "Sakın unutma!" dedi.
"Aristâtalis'in dem vurduğu gibi 'göz'ün vazifesi sadece 'görmek' değil, Hakikat'i görmektir. Hakikat'i gören bir göz, artık başka bir şeyi göremez. Çünkü o artık, başka bir vazifeyle mükellef değildir ve başka gayesi de yoktur."
İhsan Oktay Anar ~ Suskunlar
 

yektasif

Aktif Üye
22 Nis 2020
112
486
63
İzmir
" Kendi sesini duyamaz olduysa insan, kim ne der diye düşünmeden yalın ayak düşmeli yollara. Dünyayı aklınla algılayamaz olduğunda tabanların değmeli toprağa, taşa, çimene, suya... Kendini tekrar duyabilmek için evvela yola çıkmalı."

Yeşim Monus - Çivit Mavisi
 

Anaksarate

Büyücü
24 Ocak 2020
1,346
5,443
113
İstanbul
Olayları, terimler ile tanımlamak zordur.

Bknz. Alice Harikalar Diyarı

Orada kroket oyununda, flamingo kuşları sopa yerine kullanılıyordu. Ne zaman topu vurmaya çalışsa, flamingo kafasını çevirip arkasına bakıyordu.

Onun için pek başarılı olamadılar.. !

Astral planın, fizik plandan farklı kanunları vardır. Her şeyi, tersine çevirme eğilimi !
 

Mecriatem

Yeni Üye
22 Nis 2020
13
83
13
•İçimizde şeytan var.Can kırıkları var. Nefret var. Yalanlar var. Bir yanımız bizi çoktan terk etmiş kaçıyor.
Melankoli ve hüsran var.Keşke bazı geceler hiç sabah olmasa.
•İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı...
İçimizdeki Şeytan
 

Elysion

Psişik Üye
3 Nis 2020
395
1,729
93
"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öyle yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin , iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi."
İki Şehrin Hikayesi- Charles Dickens
 

Anaksarate

Büyücü
24 Ocak 2020
1,346
5,443
113
İstanbul
O beyaz, saf, riyasız yolculuk sevdası nerede…?
Nerede kalmıştık…?

Bir yere gittiğimiz yok ki, hep o noktadayız zaten.
Sildikçe beliren o küçük noktada duruyoruz.
Başlangıcı da, sonu da olmayanda, ezeli ve ebedi olandayız.
Hem oradayız, hem başlıyoruz.

Sürekli çiziyor, sürekli düşünüyor, bilgi üretiyor, anlam oluşturup anlamlar içinde sürekli var oluyoruz.
Sürekli başlıyoruz, yeniden, yine yeniden, yeniden … sürekli…

Dem o dem ki, bir parça tuz alarak bakıyoruz.
Hepsi bir noktaymış meğer.
Bir tuz daha alarak noktayı sırlıyoruz; zaman geri geliyor “sonra” beliriyor.

Sonra yine başlıyoruz.
 

Anaksarate

Büyücü
24 Ocak 2020
1,346
5,443
113
İstanbul
Sabit fikir halini almış üstünlüğü sadece zihinseldi. En azından, o öyle düşünüyordu. Ben uğraşmıştım oysa ! Normal olmak için çabalamıştım. Üretmeye, uyumlu olmaya çalışmıştım. Dünyayla aynı hızda dönmeye. Yapabildiğim kadarıyla benim düşüşüm en üst noktadan değil, hiçbir yerdendi. Hiçbir zaman yükseldiğimi hayal etmediğim için düşüşüm de bir boşlukta gerçekleşiyordu. Hiçbir yerden hiçbir yere düşüyordum. Kafamı kaldırdığımda, ucundan atladığım bir tramplen göremiyordum. Ama Kayra, dünyanın ve altı milyar insanın üzerine kurduğu tahta bir tramplenden kendini boşluğa bıraktığını düşünüyordu..

Benzemiyorduk birbirimize. Hem de hiç ! Barok ve sahte bir kötülük yapıştırıyordu suratına. Ve bunu da bütün dünyadan arındığı için yaptığını söylüyordu. Oysa değil dünyadan, daha çocukluğundan arınamamıştı. Her şey, hâlâ aklında oturuyordu. Oscar'a layık oyunculuk sergiliyordu. Hiçbir şeyi gerçek değildi.

H. Günday ~