Felsefe Nedir ?

Anaksarate

Büyücü
24 Ocak 2020
1,346
5,443
113
İstanbul
Aristoteles’in ünlü yapıtı Metafizik; ‘Bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler’ cümlesi ile başlar. Yine Aristoteles’e göre insanların duyularını kullanmaktan, örneğin görmekten, işitmekten vb. duydukları zevk bunun en açık kanıtıdır. Gerçekten de insanı insan yapan en önemli özelliklerinden biri herhâlde onun kendisini çevreleyen dünyayı, içinde yaşadığı toplumu, geçmişini ve bütün yanları ile bizzat kendisini tanımak ve bilmek istemesidir.

Bu kısa tanıma baktığımızda bile aklımızda yüzlerce soru oluşmaktadır. Ama Aristo’nun bu tarifinden sonra aklımızda oluşacak en önemli soru şudur:
“Mademki her şeyi bilmek istiyoruz, öyleyse bilmek nedir, bilgi nedir?”

Bir tarife göre bilgi; bilen varlıkla (felsefe dilinde özne veya süje ile), bilinmesi istenen veya bilinen varlık (felsefe dilinde nesne veya obje) arasındaki bir ilişkidir. Bu ilişkide bilenin mi yoksa bilinenin mi ağır bastığı; bilginin imkânı veya imkânsızlığı; bilginin kaynağı, alanı, kapsamı, sınırları vb. türünden sorular felsefenin bilgi teorisi veya epistemoloji diye adlandırılan dalının özel konusunu oluşturur.

Bilgi konusunun detaylarına girmeden önce, Felsefenin önemli filozofların bazıları tarafından yapılmış tariflerine göz atmak gerekir:

İlkçağ Yunan filozofu Sokrates’e göre felsefe, neleri bilmediğini bilmek iken,

Platon’a göre felsefe, gerçekliğin hakiki doğasını kavramak, tek tek her şeyin ne için olduğunu bilmek yani amaçların bilgisine sahip olmak anlamına gelir. Buna göre insanın gerçek doğasını kavramak, insanın hangi “ide”ale yönelmesi gerektiğini bilmek demektir.

Aristoteles ise felsefeyi; “var olanın ilk nedenlerinin ve ilkelerinin araştırılması” olarak ifade etmiştir. Felsefeyi felsefe yapan öz, uyumlu evren önünde saygılı şaşkınlıktan doğan gündelik çıkarlar dışında, eleştirici düşünceyle araştırmak, soru sormak, irdelemek, anlamaya çalışmak, sorun görmek, ortaya koymak, çözmeye çalışmak ya da çözüm denemelerinde bulunmaya çalışmaktır.

Ortaçağ düşünürü Augustinus’a göre felsefe, Tanrıyı bilmektir, gerçek felsefe ile gerçek din özdeştir.

Anselmus’a göre felsefe, inanılanı anlamaya çalışmak iken,

Abaelardus’a göre, inanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır.

Yeniçağ felsefesinin kurucusu Descartes’a göre felsefe, bilgelik yolunda yürüme, doğruluk bilgisinin ilk nedenlerine ulaşmak üzere çalışma anlamına gelirken,

Hobbes’a göre felsefe, etkileri ya da fenomenleri edenlerden çıkarıp bilmedir ve nedenleri de gözlenen etkilerden doğru sonuç çıkarmaların yardımıyla öğrenmedir.

Spinoza’ya göre felsefe, genelleştirilmiş bir matematik iken,

Berkeley felsefeyi, bilgelik ile doğruluğun aynı anda araştırılması olarak tanımlamıştır.

Hegel’e göre felsefe, objelerin düşünce ile görülmesi iken,

modern pozitivizmin kurucusu Comte’a göre ise felsefe, bütün bilimleri birleştiren bir bilim, bir bilimler bilimidir.

20. yüzyıl düşünürlerinden Jaspers’e göre felsefe, yolda olmak iken,

Marcel’e göre, felsefi anlamda düşünmek adeta dolambaçlı bir patikada yürümek gibidir.

T. Hobbes, “felsefe yapmak doğru düşünmektir” şeklinde tanımlamıştır.

Felsefeyi felsefe yapan şey, sorular sorabilme ve problem görebilmedir. Kimi felsefeciler için de felsefe “soru sorma sanatı”dır. İnsan için önemli olan yalnızca felsefe okumaları yapmak ve felsefeyi bilmek değil, felsefe yapmak, felsefi davranabilmek veya felsefi bir tutum takınabilmektir. İşte bu sebeple 18. yüzyıl Alman filozofu Kant, felsefenin değil, felsefe yapmanın öğrenileceğini belirterek, felsefenin hayata geçirilen bir yaşam etkinliği olduğuna dikkat çekmektedir.

Bir başka genel bir tanımlamayla: felsefe, her şeyi kuşatan tümel bir bilgiye sahip olmaktan çok, bilginin peşine düşmeyi, her nerede ve kim tarafından ortaya konulmuş olursa olsun, onu elde etmeyi ve daha da önemlisi bilgiyle dost olmayı öngörmektedir. Bu demektir ki, bilgelik sevgisi, ister insana isterse Tanrılığa ilişkin olsun bütün olanların kökenini bilmeyi istemek ve sevmek demektir. Felsefeyi, doğal ve doğal olmayan her türlü varlık üzerine, düşünme, bilme, tanıma, öğrenme, anlama, anlamlandırma ve açıklama eylemi ve etkinliği olarak betimlemek gerekmektedir.

Başka bir deyişle, bilgelik sevgisi aslında gerçek bir bilme ve bilgilenme eylemidir. Çünkü insan eksikliğini duyumsadığı şeyi elde etmeyi, peşine düşmeyi ister. Buna salt bilmek kaygısıyla hakikati aramak denir. Öyleyse felsefe insanın hakikati bulma arayışıdır, insanın hakikatin peşinde gitmesinin tarihsel serüveninden başka bir şey değildir. Diğer bir deyişle, felsefe, bir tanışma ve tanıştırma toplantısı, sizi size tanıtan, sizi ötekine tanıtan ve ötekini size tanıtan görkemli bir şölendir. Bu şölende değer, bu şölende varlık ve bu şölende bilgiyle tanışırsınız. Bu yüzden felsefeyle tanışmış kimseler ona sevgi adını takmışlardır: bilgelik sevgisi. Bu peşinden gidilenin ve hep gidilecek olanın sevgisidir.

Yukarıda küçük bir grubunu gördüğümüz felsefeye dair tanım denemelerinde bir görüş birliği bulunmasa da felsefede cevaplardan çok soruların önemli olduğu, felsefenin soru dinamizmine bağlı kalınarak inşa edilen bir yapısının bulunduğu ve hangi soruların felsefe sorusu ve problemi olarak ele alınacağı konusunda genel olarak bir görüş birliği söz konusudur. Ayrıca bir çok filozofa göre felsefe sadece düşünmek, bilgilenmek değil, aynı zamanda öğrenilenlere paralel şekilde yaşama gayretidir, yani felsefe aynı zamanda eylemdir, değişimdir.

Alıntı.
 
  • Like
Tepkiler: star53

star53

Büyücü
3 Nis 2020
534
2,316
93
Felsefeyi daha çok bir düşünme biçimi algoritması olarak görüyorum. Öyle ki aynı yazılımdaki gibi, soyut bir durumu sıfırdan somut bir şekle getirmek için uğraşıyorsunuz. Bir çözüm buluyorsunuz, sonra da başkası başka bir çözüm buluyor. Bir diğeri daha farklı bir şey sunuyor. Bu sayede felsefe canlı bir dil gibi sürekli gelişiyor. Bununla beraber insanların düşünce şekli ve bakış açısı da sürekli olarak gelişiyor. Yine canlı varsaydigimiz felsefe, bu sayede hayatın kendisi gibi soru-cevap şeklinde hayatta devamlı yerini alıyor. İnsanların hepsi felsefenin ne olduğunu bilmese bile onu kullanıyor.
Evet lisede felsefe hocam bana Descartes derdi. Ama hakkını verirdim 😆